Duyurular

Aralık Ayı Kitapları...

 

İçimizdeki Şeytan

(Aralık Ayı'nın En Çok Satanları) 

Sabahattin Ali’nin, topluma ve insana bakışını en berrak biçimde ortaya koyduğu yapıtlardan biridir İçimizdeki Şeytan.

Romanda iradesiz ve zayıf bir kişilik görünümü çizen Ömer ile yapmacıksız, yürekli ve güçlü bir genç kadın olan Macide’nin aşk serüveni etrafında, dönemin bir kısım aydınının ya da yarı aydınının eleştirisini yapar Sabahattin Ali. Kendini toplumsal adalet talebinin dışında var eden, güç arzusuyla şekillenmiş, korkak, bireyci ve çıkarcı sözde aydınlarla hesaplaşır.

İçimizdeki Şeytan, Asım Bezirci’nin sözleriyle “çağına ve çevresine dürüstçe, yiğitçe, ustaca tanıklık eden” büyük bir yazarın, insan doğasına ve toplumsal yapıya dair derinlikli gözlemlerini ustalıklı bir dille betimlediği bir başyapıttır.

Yer Numarası    PL 248 S23 I256 2013

Ahi Evran Üniversitesi  Merkez Kütüphane Kitap İçin Tıklayınız.

 

Şeker Portakalı

 (Aralık Ayı'nın En Çok Satanları)

Acı dolu bir hayat sürdürmek ve bunu yaşamın olağan seyri gibi kabul etmek, ta ki hayattaki en gerçek ve karşı konulamaz acının ne olduğunu öğrenene kadar… Şeker Portakalı; yoksulluk ve sevgisizlik içinde yaşayan küçük Zeze’nin dünyasını, okuyucusuna yalnızca minik bir çocuğun gözünden değil, evrensel bir hakikat penceresinden sunuyor. 

Brezilyalı yazar Jose Mauro de Vasconcelos’un 1968’de yayımlanan Şeker Portakalı adlı eseri, yalın anlatımı ve çarpıcı hikâyesiyle dünya edebiyatının unutulmaz başyapıtları arasında yer alıyor. Yazarının hayatından izler taşıyan eser, bir çocuğun iç dünyasından yola çıkarak tüm insanlığa acıyla yoğrularak olgunlaşmanın ağırlığını duyumsatıyor. 

 
  Yer Numarası     PQ 7297 V8 A58 2015 

  Ahi Evran Üniversitesi  Merkez Kütüphane Kitap İçin Tıklayınız

 

YAHYA KEMAL BEYATLI

Aziz İstanbul (Aralık Ayı Yazarımız)

“Türklük, beş yüz seneden beri İstanbul'u ve Boğaziçi'ni bütün beşeriyetin hayaline böyle nakşetti. Mimarisini bu şehrin her tepesine, her sahiline, her köşesine kurarken güya: “Artık bu diyar dünya durdukça Türk kalacaktır.” dediği hissedilir. Fetihten sonra İstanbul'a yerleşmiş olan halkın iklimle bu imtizacını kaydettikten sonra, yeni baştan kurmuş olduğu bu şehirde yaratmış olduğu güzelliklerin en yüksek bir kıratta olduğunu söylemek lâzımdır.”  Yahya Kemal için İstanbul tabiı̂ güzelliğinin yanında, Türk millenin fizyolojik olarak kazandığı mükemmeliye, kültür ve medeniye"e vardığı seviyeyi gösteren bir şehirdir. Bu sebepten olmalı ki o, İstanbul'u çok sever, onun içinde yaşamaktan, onu keşfetmekten büyük zevk duyar

Yer Numarası  

 PL 248 B48 A95 2008

 

 

Ahi Evran Üniversitesi  Merkez Kütüphane Kitap İçin Tıklayınız

 

Bin Muhteşem Güneş

(Aralık Ayı'nda Kütüphanemizde En Çok Okunanlar) 

Nereye giderseniz gidin, ülkeniz peşinizden gelir. Artık siz orada yaşamasanız da o içinizde yaşar. Afganistan’ın Khaled Hosseini’de yaşadığı gibi…Bin Muhteşem Güneş, ilk romanı Uçurtma Avcısı’yla tüm dünyada inanılmaz bir başarı yakalayan Hosseini’nin ikinci romanı. Yazar bu romanında da yine doğduğu toprakları anlatıyor. Bu kez iki kadının kesişen yaşamları ve dostlukları üzerinden…Küçük yaşta evlendirilen kızlar, çocuğu olmayan kadınlar, babaya ya da çocukluk arkadaşına duyulan, geçmişe gömülmüş aşklar…Khaled Hosseini, hasreti, dostluğu, aşkı ve insanlığı en iyi anlatan yazarlardan. Başarıyla kurduğu olay örgüsüyle, çıkmaz yolların nasıl düzlüklere açılabileceğini gösteren yaratıcı bir kalem. Bin Muhteşem Güneş, kelimenin tam anlamıyla “beklenen” bir roman…

 
Yer Numarası  PS 3608 H79 B51 2013

Ahi Evran Üniversitesi  Merkez Kütüphane Kitap İçin Tıklayınız

 

 

Huzursuzluk

(Aralık Ayı'nda Kütüphanemizde En Çok Okunanlar) 

 

 İstanbul’un kargaşası içinde sıradan bir yaşam süren İbrahim, çocukluk arkadaşı Hüseyin’in ölüm haberi üzerine doğduğu kadim kent Mardin’e gider. Onun, önce sevdaya sonra ölüme yazılmış, Mardin’de başlayıp Amerika’da sona ermiş hayatını araştırmaya koyulur. Böylece âdeta bir girdabın içine çekilir, tutkuyla ve hırsla gizemli bir kadının peşine düşer. Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz… Ortadoğu’nun âdeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.

Yer Numarası 

PL 248 L58 H86 2017  

 Ahi Evran Üniversitesi Merkez Kütüphane Kitap için Tıklayınız